Obsesif-Kompülsif Bozukluk

Tekrarlayan takıntılı davranışlar bir hastalık belirtisi olabileceği gibi, gündelik hayatta kendiliğinden yapılan, ritüelleşmiş ve zararsız olanları da var. Takıntının bir kişilik özelliği olması durumuna da sık rastlanıyor.



Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Özlem Özcan, obsesif kişilik yapısındaki kişilerin ayrıntılarla uğraşan, mükemmeliyetçi, hayatını hep belli bir düzen içinde yaşayan, zaman konusunda titiz, hata yapmamaya yönelik bir kişilik yapısı sergilediğini belirtiyor. Türk toplumunde neredeyse 5-6 kişiden birinin bu yapıda olduğunu vurgulayan Özcan, "Bu kişiler başarılı ve mükemmel görünseler de insan ilişkilerinde sorun yaşarlar. Duygularını ifade etmede problemleri olur. Empati yapabilseler bile bunu hayata geçirmelerinde sorun olur. Esnemez kişilik özellikleri olur ve bu kişilerin fikirlerini değiştirmek çok zordur. Aşılmaz prensipleri olur ve genelde öfke kontrolünde sorunlar yaşarlar. Ürettikleri işler mükemmel olmakla birlikte mutsuz ve paylaşımı az olan insanlardır" diyor. 



TEMİZLİK VE DÜZEN TUTKUSU


-Takıntılar psikiyatrik açıdan nasıl ele alınıyor? 


Takıntıları üçe ayırabiliriz: Birincisi obsesif kompülsif bozukluk tanısı, ikincisi obsesif kişilik ve üçüncüsü de hepimizin hayatında olan, sembolik, ritüelleşmiş ama hastalık olarak kabul edilmeyen davranışlar...


-En hafifinden başlasak.. Gündelik hayatımızda ritüel haline getirdiğimiz hastalık olarak adlandırılmayacak takıntılar nelerdir? 


Yetişkinlerde daha çok temizlik ve düzen tutkusu oluyor. Evle ilgili aşırı temizlik telaşları, eşya düzeni, yaşamsal düzen, saat ve programlama konusunda titizlik... Bu grupta en sık rastladığımız davranış sık el yıkamalardır. Deterjanla fazla uğraşmak, banyo süresinin uzunluğu, saçların 7-8 kere şampuanlanması, vücut temizliğinin 8-10 kere tekrar edilmesi... Bunlar kişinin gündelik yaşamını ya da yakın çevresindekileri etkilemiyorsa "titiz, temiz mükemmeliyetçi ve birtakım kurallara aşırı bağlı" diye nitelendirebileceğimiz bir kişilik yapısı ortaya çıkıyor.


-Bu kişilik yapısı iş hayatına nasıl yansıyor? 


İş yaşantılarında da titiz ve mükemmeliyetçi olan bu kişilerin başarı düzeyi de doğal olarak çok yüksek oluyor. İş sorumluluğu çok gelişmiş oluyor, hata payı çok azalıyor. Bu kişilik özelliği kişiyi başarıya taşıyor belki ama gerginliğe sebep olması nedeniyle sıkıntı yaratabiliyor. 

-Temizlik takıntısı abartılırsa...


Bu kişiler bir üst kategoride yer alıyor. Sık sık evin süpürülmesi, silinmesi, her gün halıların yıkanması, camların temizlenmesi gibi... Eş ve çocuklar daha kapıdan girmeden ayakkabılar alınıyor küvette yıkanıyor, insanlar duşa yerleştiriliyor ve yıkanıp arındırılmadan evin içine dahil olamıyorlar. Tabii bu aşırı uygulamalar kişinin eşini ve çocuklarını rahatsız ediyor ama yaşam sürüyor bir şekilde. Ama bu tip bir ev ortamında yetişen çocuklarda bazı belirtiler çıkıyor.

-Anne ve babanın takıntılı davranışlarından çocuklar nasıl etkileniyorlar? 


Annesi veya babası çok obsesif olan çocuklarda kabızlık veya kaka kaçırma gibi tuvalet problemlerine sıkça rastlıyoruz. Çocuk tuvalet eğitimini almıştır ama tepkisel olarak bunu yapar. Kekemelik de bu tür ailelerin çocuklarında sık rastlanan bir sorundur. 
İlerleyen yıllarda çocuğun derslerde kendisinden aşırı başarı beklentisi olabiliyor. 


Bu çocuklar çalışkan, kurallara bağlı, mükemmel öğrenciler olabiliyorlar ama duygularını rahat paylaşamamak, kendini çok rahat ifade edememek, içten olamamak gibi sıkıntılırı sık rastlanıyor. Bu durum çok şiddetli boyuta ulaşırsa o zaman çocuklarda da belli yaş gruplarında takıntı ve saplantılar ortaya çıkabiliyor. 

GENETİK YAPININ ETKİSİ VAR


-O zaman takıntıları olan ebeveynlerin çocukları için tedavi olmaları çok önemli... 


Tabii. Obsesif kompülsif bozukluk nedeniyle başvurmuş ailelerde, çocuk için başvurulmuş gibi görünse de aile dinamiklerine bakıldığında sorunlar olduğunu görülüyor. Bu nedenle tedavide işbirliği önemli. Çocuk tedavi edilirken eğer obsesifse annenin ve babanın da bu tedavinin içinde yer alması gerekiyor. Bu yapılmadan çocuğun veya gencin durumu düzelmiyor. 

-Takıntılar neden olur? Genetik mi, eğitimin etkisi mi? 


Genetikle çok alakası var. Obsesif kompülsif bozukluk, genetik rahatsızlıkların içerisinde yer alıyor. Bir de karakter özellikleri itibariyle de bir yatkınlık varsa daha çok rastlıyoruz. 

KALIP DAVRANIŞ ZOR DEĞİŞİYOR


-Obsesif kompülsif bozukluk tedaviyle düzeliyor mu? Kişi "Bu benim yapım. Nasıl değişecek ki?" diyebilir... 


Orada da ilginç bir şey var. Genelde bu kişiler kendilerinden memnundurlar,daha doğrusu memnun görünürler. Tedaviye de pek kendi başlarına başvurmazlar. Genellikle bir yakınları ısrar eder. Bu kişiler kendi mantıklarınca doğru buldukları şekilde davrandıkları için tedavi çok kolay olmaz. Daha sonrasında da tedaviye bayağı dirençlidirler. Alışılagelmiş kalıp davranışları değiştirmek çok uzun zaman alır. 

-Tedavi nasıl yapılıyor? 


Tedavide ilaç ve psikoterapi birlikte yer alıyor. Davranışçı bilişsel terapi dediğimiz duyarsızlaştırma tekniklerini içeren bir yöntem ve onun yanında da belli antidepresanlardan yararlanılıyor. 

TÜRK TOPLUMUNDA YAYGIN


-Obsesif kişilik yapısındaki kişiler, bu durumun sonuçları ile bir psikiyatriste başvuruyor olsa gerek... 


Tabii. Daha çok sonuçlarıyla geliyorlar. Ya evdeki ilişkiler bozulmuş oluyor ya bu aşırı takıntı ve saplantılar nedeniyle yaşam kaliteleri, uyku düzeni bozuluyor. Beslenme problemleri yaşayabiliyorlar, gereksiz zaman kayıpları oluyor. Eşlik eden tanı da çoğunlukla depresyondur. Tedaviye daha çok bu şekilde başvuruyorlar ya da bir yakınları getiriyor. 


Bir de annelerde sıkça görüyoruz. Kendini fark eden anne çocuğuna zarar verdiğini anlayınca kendisi yardım isteyebiliyor. Obsesif kişilik yapısındaki anneler başarı için çocuklarını çok zorluyor, "Her şeyde başarılı olsun. En iyisi benim çocuğum olsun" diyebiliyor. 
Bu anneler temizlik konusunda da çocuğu çok zorlar. Evhamlıdırlar, "Ona dokunmasın, bunu ellemesin. Hastalık bulaşır" şeklinde kuruntuları vardır. 


-Obsesif kişilik yapısı Türk toplamunda yaygın mı? 


Çok yaygın. Size istatistiki bir rakam veremem ama her 5-6 kişiden birinde obsesif kişilik diyebiliriz. 


-Obsesif kişilikli bir yöneticiyle çalışmak, annenin veya eşin böyle olması kişi için zor olsa gerek. 


Elbette. Bu kişiler de ruh sağlığı açısından risk altındalar ve çok eziyet çekiyorlar. Ama yapılabilecek bir şey de yok. Örneğin yöneticinizi değiştiremeyeceğinize göre sizin bu durumla baş etmeyi öğrenmeniz gerekiyor. 


-Obsesif kişilik yapısı değiştirilebilir mi? 


Kişilik bozuklukları çok zor tedavi edilir. Obsesif kişilerde de tedavi hakikaten zordur. Kişi kendi istemezse, motive olmazsa, başkalarına ve kendine zarar verdiğini kabul etmezse değişmesi çok zordur. Ama genelde 40-45 yaşından sonra bu belirtilerde bir azalma görüyoruz. 
Tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi obsesif kişilerde de bu yaşlardan sonra kişilikte bir yumuşama oluyor. 

Çocuklarda da görülüyor 


-Çocuklarda ne gibi takıntılar görülüyor? 


3-4 yaş grubunda bazı çocuklar eşyalarını belli bir boyuta göre dizer, simetrik yerleşimler sağlamaya çalışır. Bunlar hep dönem özelliğidir. Altı ay-bir yıl boyunca bi çok çocukta görülebilir ve geçer. Aileye de rehberlik edildiken sonra bu obsesyonların kalıcılığı yoktur. Aile de sağlıklı ise tabii. 6-7 yaş grubunda yine obsesyonların başladığı bir evre var. Bu da ilköğretim çağının başlamasıyla beraber ödev yapmada stres düzeyinin artışı, yetiştiremeyecekmiş gibi panikleme, ayrıntılarla çok fazla uğraşma, fazla silgi kullanma, sürekli düzeltme davranışı gibi belirtiler de rehberlikle düzelebiliyor. Çocukta obsesyon ileride tanıya dönüşecekse, belirtilerin görülme yaşı ortalama 10'dur. Bu durum erkek çocuklarda daha fazla görülüyor ve bizim toplumumuz için söylüyorum; daha çok sık ve uzun süre el yıkama ile başlıyor.

 

 

(30.03.2011 tarihinde Yeni Asır gazetesinde yayımlanmıştır.)

web site izmir