Okul Fobisi ve Uyum Bozukluğu

Yeni bir eğitim öğretim yılı başlangıcındayız. İlk kez okul yaşamı ile tanışacaklar, daha üst yaş grubunun okuluna geçiş yapacaklar ya da okul değiştirme durumunda olan çocuk ve gençlerden oluşan geniş bir kitle var.

 

İlk kez kreş ya da anaokulu eğitimine başlayacak çocuklar için uyum sağlamak uzun zaman alabilir. Çocuk, evinden ilk kez uzun süreli olarak yabancı bir ortamda gününü geçirmeye başlayacağından buna alışması zor olabilir. Anne ve ev özlemi onu zorlayabilecektir. Okulda yeni otorite figürleriyle tanışacak, ilk kez bir akran grubu ile birlikte oyun ve oyun dışı aktivitelerde bulunacaktır.

 

İlkokul 1.sınıfa yeni başlayanlar için eğer çocuk öncesinde anaokulu eğitimi aldıysa fazla zorlanma olmayabilir. 1. sınıfa başlama ile çocuğun yepyeni bir kurallar sistemi ile karşılaşması söz konusu olacaktır. Ders süresi ve bu süre içinde yapılan uygulamalar, dersler arası zamanda neler yapılabileceği ve ardından eve dönüşte yapılması gereken çalışma ve ödevler…Kısacası bir anda artmış sorumluluk ve yükümlülükler, çocuktan beklenen otokontrolün artması ve olgun davranış, pek çok çocuğu ürkütecek ve sıkacaktır. Bu sürece uyum sağlama döneminde çocuğu anlamak, ona destek olmak, okula isteksiz ve zorla gitmek yerine okulu keyifle vakit geçireceği bir yer olarak sunmak hem anne-babalara hem de öğretmenlere düşen bir görevdir.

 

Ortaokula başlayacak olanlar akademik çeşitliliğin artısı ile bireysel çalışmalarını ve programlamalarını yeniden düzenlemek zorundadırlar. Bunun için yeni düzene uyum sağlama zaman alabilir. Bu yaş grubunda özellikle sık rastladığımız sorun ilk sınavlarda alınan düşük notlar ve beklenmedik başarısızlıklardır. Bireysel olarak daha fazla çaba göstermesi gerektiğini çocuk zamanla fark edecektir ve bu konuda aile ve öğretmenler beklemeyi bilmeli, onlara destek olmalı ve motive edici yaklaşmalıdırlar.

 

Lise yaşantısına başlayacak olan gençlerin çoğu ilk kez girecekleri bir okul ortamıyla karşılaşacaklardır. Başka semtlerden, farklı aile yapılarından, farklı kültür ve eğilimlerden gelen kalabalık bir genç topluluğu onları bekliyor olacaktır. Öğretmenlerin yaklaşımları da artık onların çocuk değil, birer genç olduklarını hissettirecektir. Lise başlangıcında uyum sağlamada zorlanan genç sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur.

 

Anaokulu ve kreşe başlarken zorlanan ve bu süreci sancılı geçiren çocuklarda negatif bir okul algısı ortaya çıkabilmekte ve bu durum çocuğun bütün eğitim hayatını olumsuz etkileyebilmektedir.

 

İlkokul 1.sınıf başlangıcında zor uyum sağlayan çocuklara doğru yaklaşılmaması ve destek olunmaması durumunda da bu negatif okul algısı yaşam boyu sürebilir.

 

Özellikle 1. sınıfa başlama döneminde “Okul Korkusu ve Okul Fobisi” konularında dikkatli olunmalıdır. Çocukta okula gideceği saatlere doğru artan gerginlik, huzursuzluk, ağlamalar hatta bir gece öncesinden başlayan sıkıntılı ruh hali ortaya çıkabilmektedir. Daha şiddetli durumlarda karın ağrıları, kusmalar, barsak problemleri, gece uyku düzensizlikleri, sürekli mutsuzluk ve depresif ruh hali gözlenebilmektedir. Aile doğru yaklaşmaz ya da okula gitme konusunda kararlı ve tutarlı davranmazsa durum daha da ciddileşebilir. Çocuğun okula gitmediği her günün ertesi gün ya da daha sonraki günler zorlanma durumu daha da artacaktır. Okul korkusu ve okul fobisi mutlaka bir çocuk psikiyatri hekimine başvuru gerektirir.

 

Lise yaşamına başlayan gençlerde dikkatli olunması gereken durum “Uyum  Bozukluğu” olup bu durum depresyona kadar gidebilmektedir. Bu nedenlerle pek çok genç liseyi terketmektedir. Uyum Bozukluğu düşündüren durumlarda da mutlaka Çocuk ve Genç Psikiyatri hekiminden yardım alınmalıdır.

 

Sözünü ettiğimiz durumlarda geçen zaman çok önemlidir. Anaokulu ve ilkokul başlangıcında ilk 2-3 hafta çok dikkatli olunmalıdır. Lise başlangıcında özellikle ilk 3 hafta-1 aylık süre son derece dikkatli olunmasını gerektirir. Bu evrelerde sıkıntı yaşayan veya sorun olduğunu gözlemleyen aile ya da eğitimciler hızlı davranmalıdır.

 

Çocuğun ya da gencin bir Çocuk ve Genç Psikiyatri hekimine yönlendirilmesi durumunda sorunun nedeni anlaşılacak, tedavi başlanacaktır. Erken başvurularda psikoterapi ve aile rehberliği ile çoğu zaman sorun çözülebilmektedir. Ancak geç kalınan başvurularda psikoterapi ile yeterince hızlı yol alınamayacağından ilaç tedavisi gerekmektedir.

 

Okul kavramının ürkütücü ve sıkıcı olmadığını düşünen çocuk ve genç sayısının artması dileğiyle…

 

 

( 19.09.2014 Habertürk gazetesinde, 20.09.2014 Yeni Asır gazetesinde  yayımlanmıştır.)

web site izmir