Yeme Bozuklukları

Gün geçtikçe, dünyada yeme bozukluğu hastalıklarına yakalanan kişilerin sayısı artıyor. Bu şaşırılacak bir haber değil. Yolda yürürken gördüğümüz insanlardan bile bunu anlayabilecek duruma geldik. Kimisi aşırı kilolu, kimisi de aşırı zayıf. Özellikle yeni nesil olarak adlandırdığımız gençlerimize baktığımızda bu daha da görünür bir gerçek olarak bizi rahatsız ediyor.

 

Anoreksiya, Bulimia ve diğer yeme bozuklukları hepimiz tarafından içerik olarak olmasa da isim olarak bilinmektedir. Artık biliyoruz ki yeme bozuklukları hem bu hastalıklara yakalanan kişiler, hem de etrafında onlarla birlikte bu süreci yaşayan insanlar için sıkıntılı ve yıpratıcı olan hastalıklardır. Peki tüm bu hastalıklar hayatlarımızı nasıl etkiliyor? Üstümüzde ne gibi etkiler bırakıyor? Bu hastalıkların tedavilerinin etkili ve kalıcı olabilmesi hangi faktörlere bağlı?

 

Tüm bu soruların cevapları sizler için hazırladığımız yazımızda.

 

Yeme bozuklukları bir ergenlik dönemi hastalığı olarak bilinmektedir. Anoreksiya nervosa için başlangıç yaşı 14-18, bulimia nevroza için ise 16-20 olarak bildirilmektedir. Her iki hastalık için de başlangıç yaşı giderek düşmektedir.

 

Yeme bozukluklarını psikopatolojik açıdan değerlendirdiğimizde:

 

a) Ergen cinsel kimliği üstlenmekte ve ergenlik değişimlerine uyum sağlamakta yetersizlik gösterir.

 

b) Ergenin yaşadığı çatışma beslenme işlevleri düzeyinde değil, reddedilen beden ile ilişkisindedir.

 

c) Psikopatolojik yapı olarak klasik nevrotik yapıdan farklıdır; tedavide ve psikoterapide bu yapının özgünlüğü dikkate alınmalıdır. Yeme bozukluklarına psikopatolojik açıdan bakıldığında erken dönem anne-çocuk ilişkisindeki karşılıklı etkileşimlerin belirleyici olduğu kabul edilir. Bu dönemde çocuk beden bütünlüğünü annesinden yola çıkarak kurar. Bu süreç içerisinde beslenme ilişkisinin affektif (duygu durumu) yönünde aksama yaşarsa çocuk ergenlik dönemine geldiğinde bedeninden gelen duyumları doğru algılamakta zorluk çeker ve hazza izin vermez. Bu ikisi arasındaki ayrımı yapamadığı içinde yeme bozukluklarına zemin hazırlanır.

 

Anoreksiya Nervoza

 

Anoreksiya nervoza (AN) sıklıkla ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde başlayan, beden algısı bozukluğu ile ilişkilidir. Kişi, fiziksel bütünlüğünü tehdit edecek şekilde yemek yemez ve kilo vermeye çalışır. Bu duruma aşırı egzersiz gibi aktiviteler, yediklerini kusarak çıkarma, müshil ilaçları kullanma gibi durumlar eşlik edebilir.

 

Hastalığın temel belirtileri; kilo almaktan aşırı korkma ve aşırı derecede kilo kaybıdır. Anoreksiya nervoza, hormonal bozukluklar ve kabızlık gibi fiziksel belirtileri de içeren psikiyatrik bir bozukluktur. Vakalar ergenlik döneminde, kimlik oluşumu aşamasında zorlanırlar ve bunu reddederek bir çocuk bedenine sahip olmayı tercih ederler. Anoreksiya, ergenlerde bağımsız olma beklentisine ve sosyal ve de cinsel işlevsellikteki artmaya karşı ortaya çıkabilmektedir.

 

Bunun yanında AN, birçok medikal komplikasyon barındıran (anemi, karaciğer problemleri, hormon faaliyetlerinde bozulma, saçlarda dökülme, böbrek fonksiyonlarında kayıplar…) psikiyatrik bir rahatsızlık olduğu için tedavisi psikiyatrist, beslenme uzmanı ve tıbbi profesyonellerden oluşan bir ekip ile olanaklıdır. AN tedavisinde asıl amaç, bireye bir anda çok kilo aldırmak değildir. Bireye vitamin ve minerallerden zengin, bir hekim ve  diyetisyen tarafından hazırlanmış uygun TBT (Tıbbi Beslenme Tedavisi) verilir. Aşırı besin yüklemesi yapılmaz. Bireyin yaşam tarzına en yakın beslenme tarzı ile sağlık kalitesini max. düzeye çıkarması amaçlanır.

 

Vücudun metabolik faaliyetleri yerine getirebilecek düzeye gelebilmesi için bu çok önemlidir.

 

Bulimia Nervoza

 

Denetimini yitirmişlik duygusu ile baş gösteren tekrarlayan yeme ataklarından oluşur. Bulimik atak sırasında normal insanlardan fazla yerler. Kişi beden ağırlığını kontrol etmede obsesif davranış sergiler. Yemek ataklarının çoğu gizlilik içinde olur. Genellikle etrafındaki stresörler ya da stres faktörleri bu durumu tetiklerler ve olumsuz duygulanımı harekete geçirirler. Ortaya çıkan olumsuz duygulanımlar ise yalnızlık duygusu, sosyal ortamlarda yemek yeme veya kilo aldığı için endişelenme yönünde olur. Gizli gizli yemek yeme atakları sırasında zevk alarak yerler ve bu zevke dayalı yeme davranışı kişiye rahatsızlık verecek derecede tok olana kadar devam eder. Bu süre içinde kişi yeme davranışı ve tüketilen yemeğin miktarı üzerindeki kontrolünü kaybeder. Bulimia Nervoza tanısı konmuş kişilerde çoğunluğunun aile öykülerinde sorunlu aile tipi faktörü göze çarpar. Bu sorunlu aile tipini genelde uzak ve reddedici anne-baba tutumları oluşturmaktadır.

Genellikle bulimik kisiler şişmanlamaktan da korkar. Kusmanın yanında müshil, diüretikler, iştah baskılayan ilaçlar ya da troid hapları da kullanabilirler. Aşırı fiziksel aktivitelerle aldıkları enerjiyi yakmak isterler. Değişen sürelerde aç kalma görülür. Bireylerin hayatının bir döneminde AN yaşama riski yüksektir. Bulimia Nervoza tanılı kişilerde eşlik eden başka psikiyatrik hastalıklara da sık rastlanmaktadır.

 

YEME BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ

 

Bu bozuklukları yaşayan kişilerin ortak özellikleri olan mutsuzlukları ve kendilerini gittikçe toplumdan daha da dışlamaları bireylerin kendilerine olan güvenlerini ve sosyal çevrelerini kaybetmelerine sebep olmaktadır. Diyet polikliniklerinde ve spor merkezlerinde bu bireylere sıkça rastlanır. Oysa yeme bozukluklarının tedavisi tıbbidir ve öncelikle seçilmesi gereken başvuru yeri psikiyatri, tedavi yöntemi de psikoterapidir. Psikoterapiye ek olarak psikiyatrik ilaç kullanımı söz konusudur.  İlaç ve diyet desteğinin yanı sıra psikoterapi ile kişilerin benlik saygılarını geri kazanmaları, yeme bozukluklarının öncesinde veya beraberinde gelişen depresyonu önleme hedeflenmelidir. Asıl nedeni çözülemeyen her türlü hastalığın tekrarlaması kolay ve hızlıdır. Bu yüzden her türlü yemek yemek bozukluğunun altında yatan sebebin bulunması tedavi sürecinde kişinin farkındalığı sağlayacak ve tedaviyi daha kolay hale getirecektir.

 

Unutmamalıyız ki manken hastalığı vs diye bilinen anoreksiya nervosa son derece ciddi bir hastalıktır ve ilerlemiş vakalarda ölümle sonlanabilmektedir.

                                                                                   

 

(15.11.2012 tarihinde Yeni Asır gazetesinde yayımlanmıştır.)

web site izmir