DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞUNDA İLAÇSIZ TEDAVİLER

Neurofeedback ve Neurobiofeedback Terapi ile beynin dikkat ve konsantrasyon ile ilgili bölümleri, bilgisayar ekranı aracılığı ile yapılan egzersizlerle güçlendirilerek, ders başarısızlığı ve davranış bozuklukları düzeltilebiliyor.

 

Günümüzde çocuklarda sık görülen psikolojik hastalıkların başında, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu geliyor. Her ne kadar psikiyatri alanı dışındaki kişiler tarafından bunun bir hastalık olmadığını fikri kabul ettirilmeye çalışılsa da, bu durum çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini kötü yönde etkileyen, okul başarısını düşüren, yanında başka rahatsızlıklar geliştirebilen bir hastalık. Öte yandan, bu şikayetlerle uzmanlara başvuran ve çocuğu tanı alan pek çok ebeveyn, ilaçlarla ilgili “Yan etkileri nelerdir? Bağımlılık yapabilir mi? Çocuğumun iç organlarına bir zararı olur mu? Ne kadar sürede etkisini gösterecek? İlacı bıraktıktan sonra yine eski durumuna dönerse ne yapacağım?” gibi sorularla boğuşuyor. Neurofeedback Ve Neurobiofeedback Terapi, Psikoterapi ve Bilgisayar Destekli Kognitif Terapiler ise, “İlaçsız tedavi” arayışına giren aileler için çözüm yolu olabiliyor.

 
ABD’de DEHB tanısı alan çocuklarda öncelikli tedavi yöntemi olarak kullanılan. buna karşılık ülkemizde adı yeni yeni duyulan bu uygulamalarla ilgili olarak Özlem Özcan Kliniği’nden Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Özlem Özcan’la konuştuk.

 
-Dikkat Eksikliği ve Hipertaktivite Bozukluğu (DEHB) toplumda ne sıklıkta görülüyor? 
DEHB, genelde erkek çocuklarda fazla görülüyor. Görülme sıklığı yüzde 3-4 ama yetişme ortamına göre, kültüre göre, biyolojik farklılıklara göre değişik ülkelerde farklı oranlardan söz edilebilir.

 
-Bu farkın ortaya çıkmasında kültürel öğeler mi, genetik miras mı etkili oluyor?
DEHB, genetik bir rahatsızlıktır ve yüzde 80-90 oranında genetik nedenlerle ortaya çıkar. beynin frontal loblarındaki ileti ve kanlanma bozuklukları ön planda olmak üzere, diğer beyin bölümleri ile de ilgilidir ve genetiktir. Bir soyda ortaya çıktığı zaman, bir sonraki jenerasyonda çıkma ihtimali oldukça yüksektir.

 
-DEHB yeni bir hastalık mı, yoksa eskiden de vardı fakat bilinmiyor muydu?
Her zaman vardı mutlaka ama tanı kriterleri belirlenip de tanı koyma aşamasına gelinmesi yaklaşık 15 yıl bir süreç.


-Bu çocukların aileleri neler yaşıyorlar?
Genelde ailelerin küçük yaş grubunda yaşadığı en büyük sıkıntı, özellikle yürümeye başladıktan sonra, bir buçuk iki yaştan itibaren çocuğun aşırı hareketliliği. Ama bildiğiniz klasik bir yaramazlık boyutunda değil, hakikaten hiç durmaksızın sürekli hareket halinde olması, hiçbir şeye konsantre olamaması Daha çok dürtüsellik anlamında çocuğun kendini tutamayıp sürdürdüğü birtakım davranışlardan söz ediyoruz. Bazen çok konuşma olabiliyor. Oyuncaklara, eşyalara zarar verme gibi durumlar olabiliyor. Yaş büyüdükçe hareketliliğin ön planda olduğu veya dikkat eksikliğinin ağır bastığı tipler ayrışmaya başlıyor yavaş yavaş.

 
-DEHB tanısı nasıl konuluyor? 
Tanı için çocuğun beş buçuk, altı yaşında olması lazım. Bu yaş öncesinde ancak belirtilerden söz edebiliriz. Dünya Psikiyatri Birliği tarafından belirlenen tani kriterlerini karşılaması gerekir. Yaş gruplarına göre mutlaka nöropsikolojik testler yapılmalıdır. Birinci aşamada çocuğun yaş grubuna göre psikomotor gelişimi değerlendirilir. İkinci aşamada “Herhangi bir organik bozukluk var mı, beyinde başka bir sıkıntı olabilir mi?” gibi şüpheler araştırılır. Üçüncü aşamada dikkat ve konsantrasyonla ilgili uygulamalı testlere geçilir. Bunların sonucunda çocuk rakamsal olarak takvim yaşına göre normalin ne kadar dışında kalıyor, bu tespit edilir.
Bunlardan sonra cihazla ölçüm yapılır. Cihazla yapılan ölçümü bazal metabolizma gibi düşünün. Herhangi bir anda hiçbir aktivite yapmaksızın, çocuğun dikkat süresi ne kadar, konsantrasyonu ne kadar derinlik içeriyor, bununla ilgili dışarıdan hiçbir yönerge vermeden bazal olarak dikkat ve konsantrasyon ölçülür.

 
-Anne babalar, daha çok, çocuk hangi yaşlarda iken başvuruda bulunuyor? 
Genelde başvurular, çocuk ilköğretime başladıktan sonra oluyor. Aile o döneme konduramayabiliyor veya anlamamış olabiliyor. Ama okula başlama ile beraber kurallara uymada güçlük, söz almadan konuşma, davranışlarla ilgili bozukluklar ön plana geçince başvurma ihtiyacı doğuyor. Aslında anaokulu ve kreş döneminde de belirtiler anlaşılabilir. Hem ailenin farkındalığının yetmediği, hem koşulların çok elvermediği durumlarda pek çok çocuk, ilkokul 3-4′e kadar akademik uyum anlamında da sosyal uyum anlamında da bir şekilde okulu götürebiliyor. Ama akademik programın ağırlaşması ve kuralların çeşitlenmesi ile beraber 9-10 yaştan sonra tablo daha da şiddetlenmeye başlıyor.

 
-Tanı sonrasi izlenecek yol nedir?
Genelde tanı konulduktan sonra bütün dünyada eğilim, ilaç tedavisinin başlamasıdır. Birçok laboratuvar incelemesi, tıbbi muayene ve tetkiklerden sonra karar aşamasına gelinmelidir ilaç tedavisinde. Benim görüşüm, öncelikle ailenin uygulanacak psikoterapi seansları, davranışçı terapiler ve ilaçsız uygulanabilecek tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirilmesi, daha sonra ilaçsız olabilecek seçeneklerin ön planda tutularak yapılabileceklerin aileye sunulması ve birlikte karar verilmesi gerektiği yönünde.

 
-DEHB tedavisinde ilaçların ne gibi sakıncaları olabilir? 
İlaçlar, beyni uyarıcı bir mekanizma ile etki gösteriyor. İki grup ilaç var. Bir grup ilaç, özel reçeteye tabidir. Etki süresi 3 saatten 6 saate kadar değişebilir. Bu süre içerisinde çocuğun dikkatinde artış gözlenir ve hareketlilikte de bir yavaşlama olur. İlacın kandaki düzeyinin azalması ile etki ortadan kaybolur. Bu nedenle ara ara doz takviyeleri yapmak gerekir. İkinci grup ilaç ise özel reçeteye tabi değildir. Bu ilaçta etki süresi daha uzundur fakat verim daha kısıtlıdır. İlaç tedavilerinde rastlanan bazı yan etkiler olabiliyor. İlaç tedavisi çocuğa uygun mu konusunun çok iyi araştırılması gerekiyor. Mutlaka tam kan sayımı yapılması, karaciğer fonksiyonlarına bakılması, kemik metabolizması, kas yoğunluğu, böbrek fonksiyonları, hormonal testler yapılması gerekiyor. Ayrıca ilacın oluşturabileceği kardiyak problemler için mutlaka kardiyoloji incelemesi gerekiyor. Beynin kanlanması ile ilgili bir süreç oluşturduğu için, beyin incelemesi de yapılmalıdır. Epileptik nöbete de sebep olabilir bu ilaçlar…

 
-Bu ilaçları kullanan çocukların, ilerleyen yaşlarda bağımlı olma riski var mı? 
İlaç, kullanıldığı sürece olumlu etkileri olan bir tedavi yöntemi. İlacı kestiğiniz anda hastalığın örüntüsü devam ediyor. Yani hastalık düzelmiş olmuyor. Bir süre sonra çocuk ya da genç, davranışını kontrol etmekte zorlanıyorsa, davranış bozuklukları nedeni ile eleştiri alıyorsa, akademik başarısı iyi gitmiyorsa ilacın dozunu artırabiliyor ya da ilaçsız kalmama ile ilgili isteklerde bulunabiliyor. Sonuçta ilaçlar fizyolojik olarak da sinir uçları ile alakalı bir mekanizma ile çalıştığı için, bir süre sonra vücut onu öğrenmiş ve arzu eder hale geliyor. Ama DEHB olan çocuklarda yapılan araştırmalar şunu da gösteriyor: Tedavi olmayanlarda, ileride bağımlılık yapıcı maddelere ve alkole olan eğilim de artıyor.

 
-DEHB ilaçsız nasıl tedavi ediliyor? 
İlaçsız uygulanabilen iki tane yöntem var şu anda dünyada: Neurofeedback ve Neurobiofeedback Terapi, ülkemizde çok yaygın olarak kullanılmasa da ABD’de öncelikle kullanılan yöntemler. Neurofeedback terapi, beyin dalgalarını istenilen şekilde değiştirmeye yönelik, dijital teknoloji temelli nispeten yeni bir eğitim/mental egzersiz yöntemi olarak tanımlanabilir. Hiçbir yan etkisi olmayan, uygulama yapılan beynin bozuk olan frekanslarını kişiye egzersizler yaptırarak güçlendiren ve bu düzelmeyi kalıcı hale getirmeye çalışan bir yöntem.

 


-Adeta kasları çalıştırmak gibi, beyni çalıştıran bir sistemden bahsediyoruz yani… 

Evet. Burada amaç, kişinin öğrendiği kontrol mekanizmasını kalıcı hale getirebilmesini sağlamak. Kişinin konsantrasyonunu ve . motivasyonunu ayarlayabilmesi, dikkat süresini artırmasını, öğrenme hızını ve bellek işlevini geliştirebilmesi için beynin eğitilmesi ile ilgili bir yöntem.

 
-Uygulama nasıl yapılır? 
Öncelikle çocuğa standart bazal bir çekim yapılır ve normalin ne kadar dışında olduğu saptanır. Yapılan incelemelerle kişiye özel bir protokol çıkarılır. Yani öncelikle beynin hangi bölgesi ile çalışılacak, sırası ile hangi bölgeler taranacak, hangi bölgelere tedavi uygulanacak bunun tespiti yapılır. Her bir seansta, giderek zorlaşacak şekilde birtakım aktiviteler yaptırılmaya başlanır. Görsel ve işitsel uyaranlarla çalışılır. Akım vermeksizin, kulaktan ve beynin farklı bölgelerine denk gelecek şekilde elektrotlar kullanılır. Seanslar bir psikolog kontrolündedir ve 30 dakika sürer. Yöntemin kalacılığı için gün aşırı uygulama önerilir.

 
-Seanslar ne gibi aktiviteler içeriyor? 
Küçüklerde keyifli aktiviteler koymak zorundayız, çünkü çok çabuk sıkılıyorlar. Örneğin ekranda bir nesne izliyor ve düşünce gücü ile o nesneyi büyütebildiğini, küçültebildiğini, hareket ettirebildiğini görüyor. Aslında çok keyifli. Genelde ilk tepkileri şöyle oluyor: Ben bunu nasıl kontrol edebiliyorum. İsteyenler belgesel izleyebiliyor, müzik dinleyebiliyor… Örneğin müziği tam konsantrasyonla dinleyen bir kişi, son derece kaliteli bir müzik dinlemiş oluyor. Dalga frekansını çok iyi bir ayarda tutmayı öğrenebiliyor çünkü. Ama biraz dikkati dağıldığında müsikteki bozulmaları fark edebiliyor. Bu da kişiye, neyi ne kadar yapabildiğini göstermesi açısından keyifli bir uygulama.

 
-Kaç seans gerekiyor? 
Minimum 30-35 seans. 100′lü seanslara kadar çıkabiliyor.

 
-Seanslarda öğrendiği çocuğun hayatına başarı olarak ne zaman yansıyor, bu sürenin sonunda hastalıkla işi tamamen bitiyor mu? 
DEHB tanısı almış ve bu tedaviden yararlanmış bir çocuğun, tekrar ciddi bir sorunu olmuyor ama olumsuz deneyimler, travmalar veya ergenlikle ilgili sıkıntılar olabilir. O zaman ailenin yeniden danışmanlık alması gerekebiliyor.

 
-Tedaviye ilacın da eklenmesi gerekiyorsa bu durum ne kadar sürüyor? 
Çok mecbur kalındığında eşlik eden bir ilaç tedavisi uygulandı diyelim. O zaman bu yöntem sonuç vermeye başlayana kadar ilaca devam ediliyor. Daha sonra dozu azaltılarak kesiliyor. İlk 15-20 seans kullanılabilir ama daha sonrasında ilacın da devrede olması, beyinde birtakım şeyleri kimyasal olarak değiştirdiğinden, tedaviyi olumsuz ya da gereğinden fazla olumlu şekilde etkileyebilir.

 
-Düzelme ne kadar sürede görülür? 
Çocuktan çocuğa çok fark ediyor. Genelde ailelerin beklentileri çok yüksek oluyor 5-10 seanstan sonra çok mükemmel şeyler gördüklerini söyleyenler de oluyor, hiçbir şey değişmedi diyenler de oluyor. Yorum yapmak için minimum 20 seans gerekiyor. Genelde 20-25 seanstan sonra davranışlarda ve dikkatle ilgili problemlerde yavaş yavaş düzelme görülüyor. 30-35 seansa ulaşıldığında zaten çok güzel sonuçlar alınmış oluyor. Uygulama bittikten, beyin bu durumu iyice özümsedikten bir ay sonra ise seansların olumlu etkisi çok daha net görülüyor.

 

(Bu yazı 23.10.2012 tarihinde Yeni Asır Sarmaşık ekinde yayımlanmıştır.)